Teknoloji
Moderator
ABD ve İran arasında bir anlaşma sağlanmasına yönelik çabalar sürerken, diplomatik trafik son günlerde hız kazandı. İran ve ABD ile diplomasi sürecinin arabulucusu Pakistan’ın Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir’in dün İran’a gittiği öğrenildi. Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi de Tahran’da görüşmeler gerçekleştirmişti. Nakvi, İranlılara müzakerelerdeki son ABD mesajını ilettikten iki gün sonra Tahran’da İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir tur daha görüşme gerçekleştirdi. Bununla birlikte Katarlı heyetin de anlaşmanın sağlanmasına yardımcı olmak için Tahran’da bulunduğu belirtildi. Savaşta saldırıya uğrayan Körfez ülkelerinden olan Doha yönetimi şimdiye kadar arabuluculuktan uzak durmuştu.
Uranyum konusu
İki tarafın en başlı uyuşmazlık yaşadığı konuların uranyum stokları ve Hürmüz Boğazı olduğu ifade ediliyor. Müzakerelerle ilgili konuşan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Pakistan’ın aracılığıyla ABD ile süren mesaj alışverişinin devam ettiğini ve İran’ın savaşı sona erdirmeye ve açık taleplerini yerine getirmeye odaklandığını belirtti.
Bekayi, ülkesinin ABD ile görüşmelerde ana odağının Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi ve Washington’un İran gemilerine müdahalelerinin sonlandırılması olduğunu söyledi.Bekayi, İran lideri Mücteba Hamaney’in ülkenin yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun yurt dışına gönderilmemesi yönünde talimat verdiğine dair uluslararası basında yer alan iddianın doğru olmadığını bildirdi.
‘Ücretli geçiş olmaz’
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerden ücret almasına yönelik girişimlerini kabul etmeyeceklerini belirtti. Trump, “Bu konuyu inceliyoruz, haberimiz var. Ücretli geçiş istemiyoruz, burası uluslararası bir su yolu” değerlendirmesini yaptı. ABD Başkanı, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ABD tarafından alınıp alınmayacağıyla ilgili soruya “Yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu biz alacağız, ona ihtiyacımız yok, muhtemelen aldıktan sonra da imha edeceğiz ama onların elinde kalmasına izin vermeyeceğiz” yanıtını verdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise, İran’la müzakerelerde olumlu sinyaller olduğunu belirterek, “Aşırı iyimser olmak istemiyorum. Önümüzdeki birkaç gün içinde neler olacağını göreceğiz” dedi. Rubio, “Abartmak istemiyorum ama biraz hareketlilik oldu ve bu iyi bir şey. Temel prensipler aynı kalıyor. Bu rejim asla nükleer silaha sahip olamaz ve bunu başarmak için zenginleştirilmiş uranyum sorununu ele almamız gerekecek” dedi. Rubio, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda geçişlerden ücret alınmasına dayalı bir sistem kurma girişiminin uluslararası hukuk açısından kabul edilemez olduğunu ve dünyada bunu kabul eden hiçbir ülke olmadığını söyledi.
Son teklif bu mu?
Körfez basınında yer alan haberlerde, ABD ve İran’ın son olarak 9 maddelik yeni bir taslak tasarı üzerinde müzakere ettiği öne sürüldü. Buna göre taslakta şu maddeler yer alıyor:
■ Tüm cephelerde derhal, kapsamlı ve koşulsuz bir ateşkes
■ Askeri, sivil veya ekonomik altyapıyı hedef almamaya yönelik karşılıklı taahhüt
■ Askeri operasyonlara son verilmesi ve medya savaşının durdurulması
■ Egemenliğe, toprak bütünlüğüne saygı ve iç işlerine karışmama taahhütleri
■ Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması
■ Anlaşmazlıkların çözümü için ortak bir mekanizma kurulması
■ Çözüme kavuşturulmamış konulara ilişkin görüşmelerin yedi gün içinde başlaması
■ İran’ın anlaşma şartlarına uyması karşılığında ABD yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılması
■ Uluslararası hukuka ve BM Şartı’na uyumluluğun teyit edilmesi
‘ABD İsrail’den daha fazla füze harcadı’
ABD’nin, 28 Şubat’ta İran’a yönelik İsrail ile başlattığı ve geçici ateşkesle sonuçlanan saldırılarında, İsrail’in savunulması için bu ülkeden daha fazla gelişmiş füze savunma mühimmatı harcadığı öne sürüldü. Washington Post’a konuşan yetkililer, ABD’nin İsrail’i savunmak için 200’den fazla THAAD sistemi fırlattığı ve Doğu Akdeniz’deki deniz araçlarından 100’den fazla Standard Missile-3 ve Standard Missile-6 füzesi ateşlediğini belirten yetkililer, İsrail’in buna karşılık 100’den az Arrow füzesi ve yaklaşık 90 Davud Sapanı füzesi harcadığını ileri sürdü.
İstihbarat Direktörü istifasını sundu
ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, eşinin sağlık durumunu gerekçe göstererek ABD Başkanı Donald Trump’a istifasını sundu. Gabbard mektubunda, kendisine verilen görevden dolayı Trump’a teşekkür ederek, “Eşime yakın zamanda, son derece nadir görülen bir kemik kanseri türü teşhisi kondu. Şu aşamada, onun yanında olabilmek ve bu mücadele sürecinde kendisine tam destek verebilmek adına kamu hizmetinden ayrılmam gerekiyor” dedi. Trump ise “Ne yazık ki, harika bir iş çıkardıktan sonra Gabbard, yönetimden ayrılıyor” ifadesini kullandı.
Trump: İran diye bir mesele var
Trump, oğlunun düğününe katılmaya “çalışacağını” ancak zamanlamanın “uygun olmadığını” söyledi. ABD Başkanı, Donald Trump Jr.’ın bu hafta sonu Bahamalar’da gerçekleşecek düğününe katılımıyla ilgili sorulara “Denemeye çalışacağım... Biliyorsunuz, bu benim için iyi bir zamanlama değil. İran diye bir meselem var” dedi ve katılmanın kendisi için her iki durumda da kaybedeceği bir durum olduğunu iddia etti.