Dünyadan Haberler
Moderator
İngiltere Hürmüz'ü açmak için 37 ülkeyi işbirliğine çağırdı. ABD davet edilmedi.
İran'ın geçişlerini kısıtladığı Hürmüz Boğazı için ABD Başkanı Trump'ın “diğer ülkelerin açmak için harekete geçmesi lazım” çıkışının ardından İngiltere harekete geçti. İngiltere, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için bir koalisyon kurmak amacıyla yaklaşık 37 ülkenin katılacağı diplomatik görüşmelere ev sahipliği yapacak.
İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper tarafından Londra saatiyle öğle saatlerinde yönetilecek olan sanal toplantıya Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Japonya, Kanada, Güney Kore, Yeni Zelanda, Danimarka, Letonya, Slovenya, Estonya, Norveç, İsveç, Finlandiya, Çekya, Romanya, Bahreyn, Litvanya, Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri, Portekiz, Trinidad ve Tobago, Hırvatistan, Bulgaristan, Kosova, Panama, Kuzey Makedonya, Nijerya, Karadağ, Arnavutluk, Marshall Adaları, Şili, Moldova, Yunanistan ve Somali katılacak. Toplantıya ABD davet edilmedi. Türkiye de davetliler listesinde yer almadı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, toplantıda bir ateşkes sağlandıktan sonra bölgede geçiş serbestisini geri kazanmak adına "tüm uygulanabilir diplomatik ve siyasi önlemlerin" değerlendirileceğini belirtti. Avrupalı ülkeler başlangıçta çatışmanın içine çekilme endişesiyle Trump'ın bölgeye donanma gönderme talebini reddetmiş olsa da, artan enerji maliyetlerinin küresel ekonomi üzerindeki etkisi ülkeleri bir koalisyon çatısı altında birleştirmeye itti. Avrupalı yetkililer, yapılacak bu ilk resmi görüşmenin ardından önümüzdeki haftalarda askeri planlamacıların da dahil olacağı daha detaylı tartışmaların yürütüleceğini ifade etti.
Planlanan operasyonun ilk aşamasının su yolunun mayınlardan temizlenmesi bekleniyor. İkinci aşamada ise bölgeyi geçen tankerlerin korunması öngörülüyor. Starmer, boğazın yeniden açılmasının kolay olmayacağını, denizcilik sektörüyle iş birliğinin yanı sıra askeri güç ve diplomatik faaliyetlerden oluşan "birleşik bir cephe" gerektireceğini vurguladı.
Öte yandan, ABD Başkanı Trump, boğazın "doğal olarak" açılacağını ve sorumluluğun kullanıcı ülkelere ait olduğunu savundu.